• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

ALFA BİOENERJİ ŞİFA TERAPİSİ

SİNEM ŞULE ŞEKEROĞLU

Linkler
İLETİŞİM
Site Haritası

HERMETİK FELSEFE VE PRENSİPLERİ

 HERMETİK FELSEFE VE PRENSİPLERİ
Kökeni antik Mısır’a inen Kadim ve Ezoterik bir gizem öğretisi olan Hermetik felsefenin modern bir yorumu olarak tanımlanan KYBALION adlı kitap Üç İnisiye tarafından yazılmış ve Amerikan okült çevresinden çıkmış en etkili eserdir.Kybalion’un konusu Evrensel veya Kozmik Yasalardır.Bu kitapta Hermetik Prensipler ve Ezoterizmin en temel ilkeleri en sade bir dille yazılmıştır.Bu açıdan insanlar üzerinde çok     geniş bir etki yaratmıştır.
 KYBALION özetle şunları söyler;
“Yedi Hakikat prensibi vardır; her kim ki bunu bilip anlar,sihirli dokunuşu, Tapınak Kapılarını sonuna kadar açan Büyülü Anahtara sahiptir.”
  Kybalion
Genelde Hermes konuşulduğunda, “Tanrısal Zekâ”dan bahsedildiği kabul edilir. Hermetik felsefeye göre Tanrı’nın, gökkuşağının yedi rengi ile sembolize edilen, yedi yaratıcı gücü vardır. Bu yedi yaratıcı güç insan bedenine yedi hayatî noktadan (Çakralar’dan) girerek yaşam enerjisi hâline dönüşür.
Yaratılan bu enerji ya da Hermetik Felsefenin temelini teşkil ettiği belirtilen “Gerçekliğin Yedi Prensibi” bir yanda yaşamın devamını sağlarken diğer yanda, insan ile Tanrısal Zekâ arasındaki köprüyü oluşturan, “İlâhî İrâde Kanunları” ya da “Kozmik Yasalar”ı belirlemektedir.
Bütün Hermetik Felsefe’nin dayandığı Yedi Hermetik Prensip şunlardır;
1.ZİHİNSELLİK PRENSİBİ
2.TEKABÜL PRENSİBİ
3.TİTREŞİM PRENSİBİ
4.KUTUPLULUK PRENSİBİ
5.RİTİM PRENSİBİ
6.SEBEP-SONUÇ PRENSİBİ
7.CİNSİYET PRENSİBİ
1-ZİHİNSELLİK PRENSİBİ :
    “Bütün Zihindir,Evren Zihinseldir”
      Kybalion
Hermetik felsefenin ileri sürdüğü, “Gerçeklik madde değildir” söylemi, “madde, enerjinin özel bir şeklidir” diyen modern bilimin kanıtladığı bir kabuldür.
Görüldüğü gibi, eğer madde, bizim psikolojik ve beyinsel yapımızdan kaynaklanan ve bizlerce yaratılan bir illüzyon ise, “maddenin doğası nedir?” sorusunun cevabı, açıklıkla “Evren, Zihinsel Bir Yaratıdır” şeklinde olmalıdır.
Evren,“BÜTÜN’ün (isterseniz Tanrı’nın deyin) zihinsel yaratımıdır”ve yaratılmışlar için geçerli yasalara tâbîdir.
Hermetik Zihinsellik Prensibini anlamak, Evrensel Yasaları ya da alışkın olduğumuz deyişle, “Kozmik Yasalar”ı, kolayca kavramamızı ve bunları gelişmemiz yolunda kullanmamızı mümkün kılar;
“Her kim ki Evren’in zihinsel doğasını kavrar, üstatlık yolunda hayli yol almış demektir. Bu sözler bugün de, yazıldıkları gün kadar doğrudur. Bu büyük anahtar olmadan, Üstadlık imkânsızdır. Öğrenci beyhude yere tapınağın kapısını çalar ha çalar.” diyor Kybalion. 
2- TEKABÜL  PRENSİBİ :
    
      “Yukarıdaki Aşağıdaki Gibidir,Aşağıdaki  Yukarıdaki Gibidir.”
       Kybalion
-         Bu prensip,Varlık ve Yaşam’ın çeşitli planlarına ait fenomenlerle yasaların arasında her zaman bir tekabül ilişkisi olduğu hakikatini anlatır. Prensiplerin tam olarak kavranması insanoğluna bir çok karanlık paradoksu ve doğanın saklı gizini çözmenin anahtarlarını sunar. Hermetik Tekabül Prensibi, insanın bilinenden hareketle bilinmeyene doğru akıl yürütmesini mümkün kılar.
-         “Quantum Fiziği”, atom altı Dünya’ya inerek, oradaki gerçekliğin, kendi algı dünyamızdan çok farklı olduğunu keşfetmiş, böylece Evren’de bağımsız, tek tek nesneler olamayacağını anlatarak, Evren’deki her nesnenin, birbirine bağlı ve özdeş olduklarını ortaya koymuştur.
-         Diğer yandan “Hologram Kuramı”, bütün varedilmişlerin, aynı bütünün parçaları olarak, bir ve özdeş  olduklarını, her birimin, bütünün bilgisini içinde taşıdığını ve uygun gelişme sağlanırsa, bütünün tam görüntüsünü yansıtabileceklerini ileri sürmekte ve tüm bilgilerin, her an ve her yerde kullanıma hazır olduğunu söylemektedir.
Evren’i teşkil eden parçaların, birbirinin kardeşi, hattâ insanın kendisi olduğunu simgeleyen kuramlar yolu ile modern bilim, “Yukardaki (Evren ya da tanrısal katman) aşağıdaki (Dünya) gibidir. Aşağıdaki de yukardaki gibidir.” söylemini doğrulamaktadır. Fizikî Evren’de mevcut kuvvetlerin, yavaş yavaş birleşerek tek bir güç yaratma eğiliminde olduğu artık biliniyor. Tüm yeni kuramlar ya da keşifler, Evrensel Tek’liği ve Bir’liği işâret etmektedir. Evren’de her şey birbirine bağlı ve aynı gerçekliğin farklı yönlerini yansıtmaktadır.
Birbirinden ayrı ve bağımsız birimler yoktur. Madde, enerjinin yoğunlaşmış hâlidir. Algılayabildiğimiz Dünya, ne Maddedir, ne de Ruhtur. O görülmeyen enerjinin, belli bir düzeyidir. Hepimiz aynı bütünün parçalarıyız ve içimizde aynı özü taşıyoruz.  Bilgi her an ve her yerde mevcuttur. Birbirimize ve tüm Evren’e karşı sorumluyuz. Bir an için Evren’i bir insan bedeni, bütün varedilmişleri de, onun hücreleri olarak düşünürsek, bundan çıkacak sonuçları şöyle sıralayabiliriz:
-         Bütün hücreler birbirinden haberdardır. Birinin iyiliği, hepsinin iyiliği, birinin bozukluğu, hepsinin yani bedenin bozukluğudur.
-         Bütün hücreler hem kendilerinden, hem de birbirlerinden sorumludurlar. Hepsi aynıdır, eşdeğerdir. Çabaları bireysel gibi görünmekle beraber, aslında bütün içindir. Bizler bir bütünün parçalarıyız.
-         Bencilliğin ve sahip olma tutkusunun yanlışlığı ortaya çıkmıştır. Bedendeki kanserli hücre, kendi iyiliği ve gelişmesi için aşırı derecede büyür. Yanındaki hücrelerin gıdalarını da kendine alır, diğer hücrelerin aleyhine giderek gelişir. Tek başına her şey iyidir ve o hücre kocaman olmuştur. Ama bütün açısından bakınca o bütünlük bundan zarar görür ve hücrenin aşırı büyümesi, bedenin ölümüne yol açar. Kanserli hücre de kendini büyütüyor sanırken, bindiği dalı kesmekte ve diğer hücrelerle birlikte kendi sonunu ve yok oluşunu hazırlamaktadır.
-         Lao Tse’nin dediği gibi “Dünyadaki insanlar, güzeli güzelde tanırlarsa; böylece doğar kabulü çirkinliğin”.
Adı geçen benzerliği betimleyen bir teolojik ya da mistik söyleme de sahibiz;
Tanrı adını soran Musa Peygamber’e, “Ben, Ben Olanım” (İbranice; Eheieh Asher Eheieh / İng. I am who I am ) diyor. Bunun ezoterik açılımı şöyledir ; “Yukardaki yüksek ruh ve aşağıdaki madde hepsi , “Tek ve Bir” olan Ben’im” demektedir Tanrı.
3- TİTREŞİM PRENSİBİ:
    “Hiç bir şey durmaz,her şey hareket eder,her şey titreşir.”
      Kybalion
Bu prensip, modern bilimin onayladığı ve her yeni bilimsel keşfin doğrulama eğiliminde olduğu”Her şey hareket halindedir ve hiç bir şey durmaz” gerçeğini anlatır.
Yine bu prensip;Madde,enerji,zihin,hatta ruhun çeşitli tezahürleri arasındaki farkların büyük ölçüde farklı titreşim oranlarına bağlı olduğunu açıklar.Bütün’den en kaba madde formuna kadar her şey titreşim içindedir.
En yüksek titreşim ile en düşük titreşim arasında sayısız titreşim ve form vardır.Çok yavaş titreşen kaba madde formları da hareketsiz gibi görünürler Titreşim ne kadar yüksekse,Evren hiyerarşisindeki yer de o kadar yüksektir.
Hermetik öğrencilerin uygun formüllere sahip oldukları takdirde,kendilerinin ve başkalarının zihinsel titreşimlerini kontrol etmelerini mümkün kılar.
Hermes’çi bakış açısından sağlık, vücuttaki elementlerin temel nitelikleriyle ilgili tüm güçlerin, kusursuz uyumudur. Hastalık dediğimiz görünür sonuç, elementlerin uyumsuzluğundan kaynaklanır. Ortaya çıkan durum, bedeni teşkil eden elementlerin atölyesinde, bir temel bozulmadır. Bedenin dıştan görünen cismi, güzel bir elbise gibidir. Her yönü ile güzelliğin ta kendisi sayılabilecek bu görüntü, doğaya özgü ilâhî güzelliğin yansımasıdır.
Güzellik içinde yaşamak istiyorsak, evimizi güzel kılmamız, yâni bedenimizi uyumla doldurmamız gerekir.
İnsan, makrokozmosun içerdiği mikrokozmosdur. Bu yüzden insanlar, ilâhî şuurun gücünü anne ve babalarından miras almış ikincil tanrı ve tanrıçalardır. İnsanoğlu akıl gücünü kullanarak, kendini, derece derece, bir kutuptan diğer kutba, bir titreşim hâlinden diğer bir titreşime dönüştürebilir. Hermetik anlamda dönüşüm, bir akıl ve zekâ sanatıdır. İşte, hastalıkları iyileştirme, bu aklî dönüşüme hükmedebilme ilmidir. İyileştirme yetisi, bir yandan Tanrı ile birleşmenin şuuru, diğer yandan fiziksel beden, akıl ve ruhun entegrasyonu ile kazanılır.
4-KUTUPLULUK PRENSİBİ :
 “Her şey ikilidir,her şey iki kutba sahiptir,her şeyin kendi zıt çifti
   vardır,benzeyen ve benzemeyen aynıdır.Zıtların doğası bir,dereceleri
   farklıdır.Uçlar buluşurlar,bütün hakikatler yarım hakikatlerdir,bütün
   paradokslar uzlaştırılabilir”
   Kybalion
Tez ve antitez doğada bir, derece de farklıdır.Zıtlar yalnızca derecede farklı aynı şeydir.
Zıt çiftler uzlaştırılabilirler.
Uçlar buluşurlar.
Her şey hem vardır hem yoktur.
Bütün doğrular yarı yanlıştır.
Her şeyin iki yüzü vardır.
Bu prensip her şeyde  iki kutup ya da iki yön olduğunu,”Zıtların gerçekte yalnızca aynı şeyin iki ucu olduğunu ve bu uçlar arasında  o şeyin çeşitli derecelerinin var olduğunu açıklar”
Örneğin soğuk ve sıcak her ne kadar zıtlar olsa da gerçekte aynı şeydir.Bir termometreye bakın ve sıcağın bitip soğuğun başladığı yeri bulmaya çalışın.Mutlak sıcak ve mutlak soğuk diye bir şey yoktur. Sıcak ve soğuk terimleri  yalnızca aynı şeyin farklı derecelerini işaret eder ve kendini sıcak veya soğuk olarak gösteren bu aynı şey sadece titreşimin bir oranı,çeşidi ve biçimidir.Buradan da şunu söylemek mümkün;sıcak ve soğuk,ısı dediğimiz şeyin iki kutbundan başka bir şey değildir.
İnsanın bizzat kendi zihnindeki veya başkalarının zihnindeki nefret titreşimleri sevgi titreşimine dönüştürülebilir.Bunun irademizi kullanarak veya Hermetik formüller vasıtasıyla yapılması imkan dahilindedir.İyi ve kötü,sert ve yumuşak,ışık ve karanlık,ses ve sessizlik,keskin ve küt….. aynı şeyin iki kutbundan başka bir şey değildir.”Kutupluluk Sanatı” kadim ve modern Hermesçi Üstadlar tarafından bilinen ve uygulanan “Zihinsel Simya”’nın bir aşamasıdır.
5-RİTİM PRENSİBİ :
   “Her şey akar,içe ve dışa;her şey dalgalanır,yükselir ve alçalır;her şeyde sarkacın salınımı vardır,sağa salınım,sola salınımla aynıdır.Ritim kendini telafi eder”
    Kybalion
“Her şey denizlerdeki met ve cezir hareketleri gibi gider ve gelir. Her şeyin bir çıkışı ve düşüşü vardır. Sarkaç salınımı, her olayda karşımıza çıkar. Sarkacın sağa doğru salınımının ölçüsü, sola doğru salınımının da ölçüsüdür, ritm prensibi bu ölçüyü karşılar.”
Etki ve tepki,ilerleme ve gerileme,doğuş ve batış birlikte vardır. Evrenlerin,güneşlerin,dünyaların,insanın,hayvanların,zihnin,enerjinin ve maddenin yasasıdır bu.Bu yasa dünyaların yaradılışında ve yok oluşunda,ulusların yükselişinde ve çöküşünde,canlıların hayatında ve nihayet insanın zihinsel hallerinde tezahür eder.Şakul  hiçbir zaman durmaz, duvarların inşasında bu göz önüne alınmalıdır.
6- SEBEP-SONUÇ PRENSİBİ :
“Her sebebin bir sonucu,her sonucun bir sebebi vardır,her şey yasaya göre olur.Değişim bilinmeyen yasadan başka bir şey değildir,birçok nedensellik planı vardır,hiçbir şey bu yasadan azade değildir”
   Kybalion. 
Bu prensip,her sebep için bir sonuç olduğu,her sonucun bir sebebi olduğu gerçeğini açıklar.Hiçbir şeyin “kendiliğinden olmadığını”,”yasaya göre olduğunu” raslantı diye bir şey olmadığını,var olan başka planlar olsa da,yüksek planlar alt planlara egemen olsa da ,hiçbir şeyin tümüyle bu yasadan kaçamayacağını açıklar.
Halk yığınları kendilerinden güçlü olanların iradelerine ve arzularına kendini kaptırır.Kalıtım,telkin ve diğer dışsal sebepler onları hayat satrancının piyonlarına dönüştürür.Fakat üst plana yükselen Üstadlar,kendi ruh hallerine,karekterlerine, özelliklerine,güçlerine ve çevrelerindeki ortama egemen olup piyon değil piyonu hareket ettiren el olurlar,hayat oyununun oynanmasına yardım ederler.Prensibin oyuncağı olmak yerine onu kullanırlar. Üstad’lar daha yüksek planların nedenselliğine tabidirler ama kendi planlarının yönetimine yardım ederler.Bu ifadenin içinde Hermesçi bilgi hazinesi saklıdır,okuyabilen okusun.
7- CİNSİYET PRENSİBİ :
    
     “Her şeyde cinsiyet vardır,Her şeyin eril ve dişil prensipleri vardır.Cinsiyet bütün planlar için geçerlidir”
     Kybalion
 Bu prensip, cinsiyet’in her şeyde tezâhür ettiğini, eril ve dişil prensiplerin her zaman ve her zaman faal olduğunu belirler.
Bu sadece Fiziksel Plan için değil,Zihinsel,hatta Spritüel Plan içinde geçerlidir.Fiziksel planda prensip cinsiyet olarak ortaya çıkar.Daha yüksek planlarda prensip daha yüksek formlara bürünür fakat prensibin varlığı sabit kalır.
Bu prensip olmadan ne fiziksel,ne zihinsel ne de spritüel yaratım mümkündür.
Cinsiyet prensibi meydana getirmekten,yeniden canlandırmaktan ve yaratmaktan hiç vazgeçmez.Her şey,kadın-erkek her insan bu iki unsur veya prensibi kendi içinde barındırır.Erkekte dişi,dişide erkek vardır.
Bu prensip hayatın bir çok gizeminin çözümünü içinde barındırır
 
Alıntıdır
 
KAYNAK: KYBALION,Üç İnisiye
 
Saat